Turizm ve Tüketimde Genetik, Politik ve Sosyal Duyarlılıkların Etkisi Artıyor - Sonsuzluk X

Turizm ve Tüketimde Genetik, Politik ve Sosyal Duyarlılıkların Etkisi Artıyor

Günümüzün tüketim alışkanlıkları, sosyal ve etnik grupların hassasiyetlerinden, politik eğilimlerden ve sosyal sorumluluk içeren çalışmalardan bağımsız değil. İnsanlar artık kendi değerlerine, kimliklerine, geçmişlerine ve duruşlarına saygı gösteren markaları tercih ediyor. Bu eğilim, turizmden tüketim alışkanlarına kadar pek çok sektör tarafından farkında olunan bir durum. Firmalar bir nevi, insanları ve onların değerlerini göz önünde bulundurduklarının ispatlama yarışında. Bu nedenle, DNA ölçümlerine dayalı aşırı kişiselleştirilmiş turizm deneyimleri sunulmaya başlandı. Öte yandan, küresel ölçekli Airbnb ve TripAdvisor gibi turizm firmaları da sosyal sorumluluk projesi kovalıyor. Tüm bu arayışların temelinde, tüketim alışkanlıklarının politize olmuş olması yatıyor diyebiliriz.

DNA Turizmi

Avrupa kökenli Amerikalılar, İrlanda, Almanya ve diğer Avrupa ülkelerindeki köklerini aramak için uzun yıllardır seyahat etmekte. Ancak köklerini arama fikri, siyahi Amerikalılarda yeni yeni boy gösterdi. Üstelik DNA testi hizmetleri sunarak, bunu bir turizm fikrine dönüştüren firmalar da var artık. 23andMe ve AncestryDNA gibi firmalar, uygulanan DNA testi sonrası, bireyin atalarına ait olması muhtemel ülkeleri tanımlıyor. Üyelerinin çoğunluğu siyahi kadınlardan oluşan ve 14.000 üyesi bulunan Nomadness Travel seyahat grubu, bir anket düzenledi. Anket sonuçlarına göre, grup üyelerinin %30’unun soylarını belirlemek için bir DNA kiti kullandığı ve %6’sının seyahatlerini bu DNA testi sonuçlarına göre düzenlediğini ortaya çıktı.

Genetik miras turizmi henüz gelişme aşamasında olmasına karşın, çok geniş bir kesimin hayallerini yakalamış bulunmakta. Seyahat arama motoru Momondo, sosyal medya üzerinden bir kampanya düzenleyerek, insanlara atalarının geldiği yerleri öğrenmelerini sağlayacak bir DNA testi hizmeti ve ardından bu bölgelere seyahat imkânı sundu. Kampanyanın video reklamının 175 milyon defa görüntülenmesi, fikrin ilgi çekici olduğunu ortaya koyuyor. DNA testleri ile kişiselleştirilmiş hizmet ve ürünler sunan bir sonraki sektör acaba hangisi olacak?

Bir Eylem Biçimi Olarak Seyahat

Seyahat ve konaklama firmaları, yolcuların artan şeffaflık taleplerini karşılayabilmek için etik ve sosyal sorumluluk uygulamalarını daha fazla ön plana çıkarıyor. Airbnb, son dönemde dünya çapında bir çeşitli denetimlerden geçiyor ve şirketin faaliyetlerine bir takım düzenlemeler getirilmek isteniyor. Şirket ise buna karşılık olarak imajını düzeltmek için bazı adımlar atıyor.

Ekim 2016’daki Matthew kasırgası sırasında, geliştirdiği bir acil durum uygulaması aracılığıyla insanların acil bir barınak bulmasına yardımcı oldu. Kısa bir süre önce ise Seattle Belediyesi ile bir ortaklık kurarak olası afetlerde insanlara yardım etmek için anlaşma yaptı. Bunun öncesinde Seattle Belediye Meclisinin Airbnb tarzı ev paylaşım sistemlerine sınırlama getirmek istemesi bir tesadüf olabilir. Airbnb, enerji hizmetleri sağlayıcısı SolarCity ile bir ortaklık kurarak, Airbnb ev sahiplerine güneş panellerinde 1000$’lık bir indirim imkânı sağladı. SolarCity müşterilerine ise, Airbnb ile yapılan seyahatlerde 100$’lık bir kredi imkânı sağlandı.

Öte yandan, TripAdvisor yakın zamanda, yasal düzenlemelerin sınırlı olduğu pazarlardaki yaban hayatının güvenliğine katkı sağlamak için bu bölgelere bilet satışının durdurulduğu açıklamasını paylaştı.

Sosyal sorumluluk girişimleri, seyahat platformlarının etkisinin yaygınlaştırmada bir araç olarak görülmekte ve bu firmaların daha etik tutumlar sergilemesine ilişkin beklenti giderek artmaktadır.

Politik Tüketim Alışkanlıkları

Günümüzde tüketiciler her zamankinden daha fazla siyasetle ve sivil toplumla ilgilenmekte. 2016 yılında sosyal aktivizm, online platformlarda geniş bir alana yayılırken, Brexit ve Donald Trump’ın seçim zaferi gibi politik olaylar pek çok insan için sürpriz oldu. Bu şokların hemen ardından İngiltere, Amerika ve daha birçok ülkede toplumsal gerginlikler yaşandı.

Artık ünlü markalar için standın gerisinde durmak yetmiyor. Kenarda durmak, tüketicilerin diyaloglarının duyulmamasına ve insanların yabancılaşmasına neden olabiliyor.

Sonar’ın bir araştırmasına göre Amerikalılar, sosyal duruş sergileyen markaları çok büyük oranda destekliyor. Katılımcıların %78’i şirketlerin önemli toplumsal konuları ele alması gerektiğini düşünürken, % 88’i şirketlerin toplumsal değişimi etkileme gücüne sahip olduklarını söylüyor.

Tüketiciler belli değerlere sahip markalara yönelme eğiliminde. Bu demektir ki, markalar ‘demografi’ kavramı yerine artık demografinin psikoloji ile buluştuğu ‘psikografi’ kavramına odaklanması gerekmekte. Böylece ortak bir inanç sistemine paylaşan bir tüketici grubunu hedef almak kolaylaşacaktır.

No Comments Yet

Leave a Reply

Your email address will not be published.