Sanal Gerçeklik, Artırılmış Gerçeklik ve Online İstismarın Önlenmesi - Sonsuzluk X

Sanal Gerçeklik, Artırılmış Gerçeklik ve Online İstismarın Önlenmesi

İnternetle yeni tanıştığımız yıllarda sanal mı, gerçek mi tartışması yaşanırken, bugün artık sanal ile gerçeğin birleştiği ve hatta arttırılarak üretildiği yeni bir dönem yaşıyoruz. Alışveriş sayfalarından sosyal ağlara kadar hemen her platform için bireylerin yeni deneyimleri gerçeğe daha yakın yaşadığı uygulamalar geliştiriliyor. Tüm bu gelişme bizi sanal gerçeklik ile arttırılmış gerçekliğin farkları ve faydaları üzerinde tartışmaya yönlendiriyor.

Diğer yandan, internet üzerinden yaşanan taciz ve istismar vakaları da çocuklar ve yetişkinler üzerinde aynı oranda gerçek etkiler yaratıyor ve bu sosyal tehlikeye karşı da teknolojinin yeni önlemler alması gereksinimi ile karşı karşıyayız. Bu nedenle, sanal gerçeklik, arttırılmış gerçeklik ve online istismara yönelik önlemlere ilişkin gelişmeleri biraz irdeleyelim istedik.

Teknoloji Trollere Karşı

Online taciz ve istismar, artık her zamankinden fazla görünür oldu. Teknoloji firmaları, internet ortamında taciz edici mesajların zararlarının bilincinde olarak, istismar edici konuşmalara karşı sıkı bir şekilde önlem almak için çeşitli araçlar ürettiler. 2016 yazında, komedyen Leslie Jones, Twitter trollerinin ırkçı ve cinsel istismarına maruz kaldı ve bu platformdan ayrılmak zorunda kaldı. Öte yandan, ebevenyler de online istismarın doğuracağı tehlikeli sonuçların farkında. Buna karşılık Yahoo, online yorumların nefret suçu içerip içermediğini %90 oranında tespit edebilen bir istismar tespit algoritması oluşturdu. Ayrıca Google, Jigsaw adlı bir ürünü yardımıyla istismar edici konuşmaları filtreleyen Conversation Al uygulamasını piyasaya sürdü. Her ne kadar, bu uygulama aşırı hassas olması nedeniyle cinsel sağlıkla ilgili kimi bilgileri de engelleyebileceği gerekçesiyle eleştirilse de, online istismarın önlenmesi için bir ilk adım olabilir.

Sosyal Sanal Gerçeklik?

Artık sanal gerçekliğin kişisel bir deneyim olmaktan öte kitlelere yayılması tartışılıyor. Wired UK’ in yardımcı editörü Rowland Manthorpe’a göre, sanal gerçeklik sosyalleşene kadar, toplum üzerinde büyük bir etkisi olmayacak. The Void gibi oyun şirketleri, sanal gerçekliği interaktif ve çok oyunculu oyunlar ile sosyalleştirmeye çalışmışlardır.

Artırılmış gerçeklik de aynı şekilde, dijital alanları fiziksel ve sosyal çevreler ile bütünleştirmenin faydalarını göstermiştir. Philip Rosedale tarafından kurulan High Fidelity ve Second Life gibi şirketler, 3D ile sınırsız sosyal alanlar yaratmak için sanal gerçeklik denemeleri yapıyor. Ayrıca, Facebook, Google, Apple, Amazon ve Alibaba gibi dev firmalar da sanal gerçekliği toplumsal hale getirmek için yoğun bir yatırım yapıyorlar.

Peki, bu neden bu kadar önemli? Sosyal ağlar, tüketicilerin birbirleriyle içerik ve yeni deneyimleri paylaşmaları aşısından bir dönüşüm yarattı. Sanal gerçeklik ise, tüketicilerin sanal alanlar ile kurgusal ya da gerçek ortamlarda etkileşime girmesinin sağlayarak daha da geliştirilebilir.

Sanal Gerçeklik Mi? Artırılmış Gerçeklik Mi?

Sanal Gerçeklik vs Artırılmış Gerçeklik

Ocak 2016’da BBC, yeni yıla “Sanal gerçeklik, sanaldan gerçekliğe gidiyor” diye yazarak başladı. Ancak genellikle sanal gerçeklikle birlikte telaffuz edilen arttırılmış gerçeklik, esasında başka bir teknolojidir.

Apple’ın büyük bir arttırılmış gerçeklik projesi hazırladığı söyleniyor ki zaten iPhone 7 Plus’ın derinliği akıllıca algılayabilen ve arttırılmış gerçeklik uygulamalarına alt yapı oluşturan iki kamerası bulunuyor. Şirketin CEO’su Tim Cook, arttırılmış gerçekliği, büyük bir ticari fırsat olarak gördüklerini belirterek, müşteriler için harika uygulamaların müjdesini verdi.

Gelinen noktada markalar e-ticareti geliştirmek için arttırılmış gerçekliği kullanmaya çalışıyor. 2016 yılının Eylül ayında Londra Moda Haftası için online perakende platformu Lyst, bir arttırılmış gerçeklik yardımıyla “giydirilebilen” modellerin yer aldığı bir uygulama olan “Humannequins “‘i üretti.

Görünen o ki, arttırılmış gerçeklik, sanal gerçekliğe göre, daha erişilebilir bir duyusal deneyim sunuyor. Tanımı gereği, gerçek dünyaya atıfta bulunuyor. Tüketicilerin ürünlerin neye benzediği hakkında daha iyi bir fikir sahibi olmasını sağlaması nedeniyle, markalar arttırılmış gerçekliği yeni yöntemlerle birlikte keşfedeceğe benziyor.

Böylelikle, gerek sanal, gerekse arttırılmış gerçeklik kavramları bireylere toplumsal hayatta yeni şeyler deneyimleme fırsatı yaratırken, e-ticaret’i bir üst boyuta taşıyabilir ve firmaların müşteriye sunduğu alışveriş deneyimini kolaylıkla kişiselleştirmelerine yardımcı olabilir. Bu esnada, online platformlarda bizi bekleyen olası istismar vakalarına karşı ciddi tedbirler alınması konusu da gündemden asla düşürülmemeli.

No Comments Yet

Leave a Reply

Your email address will not be published.