Meşgul Olmak Yaratıcı Düşünme Yeteneğimizi Öldürüyor - Sonsuzluk X

Meşgul Olmak Yaratıcı Düşünme Yeteneğimizi Öldürüyor

Meşgul Olmak Yaratıcı Düşünme Yeteneğimizi Öldürüyor

Geçen gün bir arkadaşım, dikkatsiz sürüşlerin neden olduğu kaza ve ölüm oranlarının düşmesini sağlayacağı için otonom arabaları dört gözle beklediğinden söz etti. Doğru, yanıtını verdim ilk olarak, ancak bir uyarı ekleyerek: yollarda kazandıklarımız, genel dikkat içinde kaybettiklerimizdir. Dikkatimizin yöneleceği başka bir yer olması, zihinsel ve sosyal sağlığımıza katkı sağlamaz.

Henüz dikkatimizi odaklama konusunda yetersiz olduğumuz için, ilgimizin dağılması çok az yarar sağlar. Yakın tarihli araştırmalar, birçok olumsuz niteliğinin yanı sıra,  sürekli olarak meşgul olduğunuzda yaratıcılığın zarar gördüğünü ortaya koymaktadır. Odaklanma ile dalgınlık arasında gidip gelebilmek, katlanılamayan bir iş esnasında azalan, önemli bir beceridir. Emma Seppälä, Ph.D. (Science Director of Stanford University’s Center for Compassion and Altruism Research and Education and the author of The Happiness Track) şöyle yazmaktadır:

Emma Seppälä
Emma Seppälä

Mesele, yoğun bir odaklanma gerektiren doğrusal düşünmeyi, başıboşluk haricinde haklılığı kanıtlanmış yaratıcı düşünme ile dengelemektir. Bu iki üslup arasında geçiş yapılması iyi, keşfedici işler yapmak için en uygun yol olarak görünmektedir.

Stanford mezunu Emma Seppälä, bunu vurgulayan ilk kişi değildir. Nörolog Daniel Levitin 2004 yılında yayınladığı kitabı, The Organized Mind’da da benzer bir savunma yapmıştır. Aşırı bilgi, bizi gürültü kirliliği içinde bırakır. 2011’de Daniel Levitin, Amerikalıların 25 yıl öncesine göre beş kat daha fazla bilgi tükettiğini; dışında, her gün kabaca 100,000 sözcükle işlem yaptığımızı yazmıştır.

Bu bizim yalnızca (sınırlı bir oranda sahip olduğumuz) irademizi değil, aynı zamanda yaratıcılığımızı da tüketmektedir. Daniel Levitin, Seppälä’dan biraz farklı bir dil kullanmaktadır; yaratıcı düşünme beynimizin default mode network’ünün (varsayılan mod ağının) bir parçası iken, doğrusal düşünme ise merkezi yürütme ağının bir parçasıdır. Eskiden bir müzisyen olan ve Grateful Dead and Santana ile kayıtlar planlayıp düzenleyen Leivitin şöyle yazar:

Daniel Levitin at Library of Congress Big
Daniel Levitin

Yaratıcılık beynin düş kurma modu ile doğrudan bağlantılıdır ve kavramlar ve sinirsel modlar arasında başka türlü kurulamayan bağları oluşturarak, serbest akışı ve fikirlerin çağrışımını uyarmaktadır.

Yaratıcı bir şekilde meşgul olmak, uzun süre dinlenmek, meditasyon yapmak ya da boşluğa bakmak ile aynı anlamına gelen reset butonuna basmayı gerektirir. Her boş vakitte – işte, sırada, kırmızı ışıkta- telefona bakıyorsanız bunu yapmak mümkün olmaz. Beyninizin dikkat sistemi sabit uyaranlara alışır; o girdiyi elde edemeyince sabırsızlanır ve çabuk sinirlenirsiniz. Meşgul olmaya bağımlı hale gelirsiniz. Ve bu hayat kalitesi için risklidir.  Seppälä’nın belirttiği gibi, dünyanın en büyük zihinlerinin birçoğu önemli keşifleri fazla bir işle meşgul olmazken yapmıştır. Nikola Tesla, Budapeşte’de serbestçe yürürken, manyetik alanların dönüşümünün iç yüzünü kavramıştır; Albert Einstein, yoğun düşünme seansları arasındaki molalarda rahatlamayı ve Mozart dinlemeyi seviyordu. Micheal Harris, The End of Absence’da, en önemli şeyler yerine önemsiz ve geçici hislere değer vermeye başlamamızdan ötürü, can sıkıntısına biat etmek-aşırı yüklenme çağında değerli bir araçtır, diye yazmıştır. Harris, normal bir günde daha az meşgul olmayı tavsiye eder.

Belki şimdi iletişimlerimizi, etkileşimlerimizi ve tükettiğimiz şeyleri enderlik ilkesine göre düzenlemeliyiz. Aksi takdirde hayatlarımız, boşlukları olmayan bir Mors kodu geçişi, alttaki değerli veriyi örten bir gürültü akını haline gelir.

Belirli bir zamanda patronlar, akranlar veya arkadaşlardan yakınlık talebi geldiğinde, bu bağ nasıl kesilebilir?

Emma Seppälä, dört öneride bulunmaktadır:


  1. Günlük rutininizin bir bölümünde telefonunuz olmadan uzun bir yürüyüş yapın.
  2. Konfor alanınızdan çıkın.
  3. Eğlenceye ve oyunlara daha fazla zaman ayırın.
  4. Odaklanılan işler ile daha az zihinsel uğraş gerektiren etkinlikleri sırayla yapın.

Bu sonuncusu aynı zamanda Deep Work’ün yazarı Cal Newport tarafından da tavsiye edilmektedir. Newport, hiçbir sosyal medya ortamında yer almamaktadır ve yalnızca günde bir defa e-postalarını kontrol etmektedir, belki de o zaman dilimi de sıkı bir şekilde planlanmıştır. “Bağlantıda” olunarak kaybedilen şey gerçekte, bir işe odaklanmak için kazanılan ve geri getirilemeyen zamandır. Cal Newport, zaman dilimi olmadan, dikkati başka yöne çekmek için gereken sinirsel örüntüleri yapılandırma konusunda riskle karşı karşıyasınız, diyor.

Cal Newport
Cal Newport

Aşırı yüzeysellik durumunda yeterince zaman harcayarak, işlerinizde derin performans sergileme kapasitesinizi kalıcı olarak düşürürsünüz.– Cal Newport

Bu durum, yaratıcı performans sergilemek isteyenler için hayra alamet değildir ki aslında bu hepimiz için geçerli. Araştırmalar fırsatı kaçırma korkusunun kaygıyı arttırdığını ve uzun vadede sağlığımıza büyük zarar verdiğini göstermektedir. Tüm diğer zararlarının yanı sıra, yaratıcı düşünme en büyük kayıplarımızdan birisidir. Yaptığınız uğraşa bakılmaksızın, yeni fikirlerle ve yaklaşımlara açık, esnek bir zihniyete paha biçilemez. Yalnızca son tweet’lere ya da ilgisiz bir selfie’ye göz atmak için onu yitirmek önlenebilir, ancak maalesef kabul gören bir felakettir.

Derek’in son kitabı, Whole Motion: Training Your Brain and Body For Optimal Health çıktı. Kendisi Los Angeles’ta. Facebook ve Twitter’dan bağlantı kurabilirsiniz.

No Comments Yet

Leave a Reply

Your email address will not be published.